Nuri Levent Ünver
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yazarlar
  4. Ulusal Tohumculuğa Küçük Bir Bakış

Ulusal Tohumculuğa Küçük Bir Bakış

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ulusal Tohumculuğa Küçük Bir Bakış

Öncelikle, son yıllarda sıkça gündeme gelen bir konuyu netleştirmek gerekir. Melez (hibrit) tohumlar ve ıslah edilmiş çeşitlerin önemi nedir? Melez tohumlar birim alandan daha fazla verim almak, üretim maliyetini düşürmek, aynı işgücü ile daha fazla ürün elde etmek ve hastalıklara dayanıklı çeşitler geliştirmek açısından büyük katkı sağlar. Ayrıca kuraklık, tuzluluk ve zararlı böceklere dayanıklı türlerin yetiştirilmesine de imkân verir.

Uygulanan yöntem, doğada uzun sürelerde gerçekleşen türler arası etkileşimi insan eliyle daha hızlı ve kontrollü hâle getirmektir. Ancak bu sistem kapitalist bir çerçevede değerlendirilince sermaye sahipleri için yüksek kârlı bir mekanizmaya dönüşmüştür. Dünyanın çeşitli yerlerinde üreticilerin kurduğu tohum kooperatifleri bu yöntemi kullanarak hem ortaklarını kazançlandırmış hem de ülkelerine katma değer sağlamışlardır.

Bu durum, dünya tohum pazarına hâkim birkaç büyük firmayı rahatsız etmiş ve hakimiyetlerini sürdürmek için yeni arayışlara yöneltmiştir. Böylece karşımıza genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) tohumları çıkmıştır. GDO’lu tohumlarla böceklere dayanıklılık veya herbisitlere direnç sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak bu ilaçları da aynı firmalar pazarlamaktadır ve böceklerin direnç kazanması daha fazla ilaç kullanımına yol açmaktadır.

GDO’lu tohumlar açlığın çözümü olarak sunulsa da verimleri geleneksel yöntemlerle üretilen tohumlardan farklı olmadığı görülmüştür. Özellikle bazı firmaların dünya pazarındaki hâkimiyet çabaları ve tohumlara aktardıkları genlerle gıda rejimleri üzerinde kontrol kurma çabaları çeşitli sağlık ve sosyoekonomik sorunlara yol açmıştır. Ardından bu firmalar tarafından geliştirilen kimyasallar tekrar pazarlanmıştır. Bir yandan yüksek kâr sağlanırken diğer yandan geniş insan topluluklarının yaşam standartları üzerinde denetim kurulmaya çalışılmıştır.

Sonuç olarak; çok kültürlü tarım olanaklarına sahip ülkelerin bu tuzaklara düşmemesi ve kendi kaynaklarını koruması gerekmektedir. Yerel ve ata tohumlarımızı muhafaza etmeli, bu topraklarda yüzyıllardır şekillenen gen merkezlerimizi koruyarak kendimize özgü çeşitler geliştirmek için çalışmalıyız. Kamu ve özel sektörün bu konudaki çalışmalarını desteklemek ve yerli tohum üreten çiftçileri öncelikli olarak desteklemek büyük önem taşır.

Ulusal tarım ve tohumculuk planlamaları tüm paydaşların katılımıyla yapılmalıdır. Üretici kooperatiflerinin tohumculuk alanında faaliyet göstermesi teşvik edilmelidir. Avrupa’da, özellikle Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler tarım kooperatifçiliğinde ileri düzeydedir ve kriz dönemlerinde ortaklarını ayakta tutmayı başarmışlardır. Bu ülkelerin kooperatif tohumları hem iç pazarda hem de dışarıda katma değer üretmektedir.

Bizde ise eskiden güçlü olan tarım birlikleri ve kooperatifler (Tariş, Çukobirlik, Tarım Kredi, Köy-Koop, Fisko Birlik vb.) zarar ederek kapatılmış veya etkisizleşmiştir. Bu durumdan en çok zarar gören Türk tarımı ve tohumculuğudur. Tarımın ve yerli tohumculuğun gelişmemesi şehirleşmeyi ve işsizlik sorununu artırmış, üretimdeki düşüş ise gıda açığını ithalatla kapatma yoluna itmiştir; bu da başka ülkelerin üreticilerine yarar sağlamıştır.

Çiftçi desteklemelerinde yerli tohum kullanan üreticilere öncelik verilmesi ülke tohumculuğunu güçlendirecektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği tam bağımsızlık hedefi, bağımsız bir tarım politikasından geçer.

Saygılarımla

N. Levent ÜNVER
Ziraat Mühendisi

Ulusal Tohumculuğa Küçük Bir Bakış
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Haberite.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!